Bugün yine dükkânda tezgahın altına ellerimi saklayarak durdum, müşteri gelince hemen elimi çekiyorum artık, komik olduğunu biliyorum ama başka türlü yapamıyorum, çünkü bakışlar bazen sözden daha ağır geliyor. Sabahtan beri temizlik yapmıştım, bulaşık ve cam suyu falan derken parmak aralarım yine çatladı, üstüne kızarıklık binince tam bir hal oldu, dükkânı tek başıma çevirdiğim için eldivenle müşteriyle konuşmak da tuhaf kaçıyor, o yüzden çıplak elle devam ediyorum, sonra da işte bu oluyor.
Öğleden sonra bir müşteri para üstünü alırken elime takıldı gözü,
“bu ne, alerjik bir şey mi” diye sordu.
Ne diyeceğimi bilemedim, sadece “evet öyle birşey” dedim ve hemen konuyu değiştirdim, ama içimde bir yerim ezildi sanki. Yıllardır bu deriyle yaşıyorum, insanların bakışına alıştım sanıyordum, meğer hiç alışmamışım, o kadar rahatsız oldum o an.
Akşam eve gelince her zamanki gibi hamur yoğurmaya oturdum, ekmek yapmak beni biraz sakinleştiriyor çünkü, kafamı dağıtıyor yani, ama eller o kadar gergindi ki un değince yanar gibi oldu. Bıraksam yarım kalacaktı diye devam ettim, bitirdim ama sonra ellerimi uzun süre suya sokamadım, hamuru bile ite kaka topladım.
Bu yıl kitap okuyayım diye kendime söz vermiştim, dükkândan sonra akşamları bir şeyler okurum sanıyordum, ama gece olunca kaşıntı başlıyor ve elimde olmadan kaşıyorum, kitap hep aynı sayfada açık kalıyor sehpanın üstünde. Bazen kendime kızıyorum, bu kadar basit bir şeyi bile yapamıyorum diye, ama galiba vücudum şu an başka bir şeye çok fazla enerji harcıyor, ondan olsa gerek.
Havalar da birden ısındı bu ara, terleyince zaten daha çok yanıyor, gündüz dükkânda vantilatörün önünden ayrılamıyorum, akşam klima açık uyumaya çalışıyorum ama o da cildi kurutuyor, yani ne yapsam bir yerden dengesi bozuluyor.
Kimseye anlatmadım bunları, dükkânda yalnız olduğum için zaten konuşacak kimse de yok çoğu zaman, sadece bir yere yazayım dedim. Yarın yine aynı şeyleri yapacağım herhalde, tezgahın altına elleri saklayarak, un yoğurup kitabı yarım bırakarak…
